top of page

        Karate- Do, silah olarak çıplak ellerin ve ayakların kullanıldığı bir mücadele sanatıdır. Okinawa'da doÄŸmuÅŸ ve Japonya'dan tüm Dünaya yayılmıştır. Karate, Okinawa adasında yüzyıllardır çalışılmakla birlikte Japonya'ya girmesi 1920'li yıllarda, dünyaya yayılması ise ancak 1950'li yıllarda baÅŸlamıştır. 

         Karate-Do'nun, 1945'Ii yıllardan itibaren, dünyada müthiÅŸ bir hızla yayılması, baÅŸlıbaşına bir tarihtir. Bir dünya savaşından yenik çıkmış, Hiroshima ve Nagazaki ÅŸehirleri tamamen haritadan silinmiÅŸ, pek çok ÅŸehri ve sanayi merkezi bombalarla yıkılmış,ordusu yokolmuÅŸ, ekonomisi ezilmiÅŸ ve binlerce ailenin pek çok evladını kurban vermiÅŸ bir Japon ulusu, manevi deÄŸerlerini korumasını bilerek, elinde kalan tek ÅŸeyi olan kültürünü, kendisini yenen, yere yıkıp üstüne çıkmış bir batı dünyasına, hem de çok iyi bedeller karşılığında ihraç etmeyi bilmiÅŸtir. Dahası, bu derin kültür yanında, aslında henüz tam kendine ait olmayan bir ÅŸeyi, Karate'yi de tüm dünyaya tanıtmış ve böylece, günümüzde milyonlarca kiÅŸinin uÄŸruna ter döktüğü dövüş sanatı, adeta ses hızıyla yayılıvermiÅŸtir. Pek güzel de, acaba bugün üzerinde "Made in Japan" yazan Karate esas hangi kültüre dayanıyor, bunu biliyor muyuz? Günümüzde, dövüş sanatları ve bilhassa Karate üzerinde gittikçe daha derin araÅŸtırmalar yapılmakta. Yeni yeni dokümanlar, deliller, kalıntılar bulunmakta ve böylece Karate'nin, yıllarca ardına saklandığı mistik bulutlar yavaşça aralanmakta ve yeni bulguların ortaya koyduÄŸu inkar edilemez sonuçlar ışığında, adeta Karate tarihi yeniden yazılmaktadır. Bazı sanılar yıkılmakta, bazı yeni bilgiler ışığa çıkarak günümüz Karatesine yeniden bir yön vermektedir denilebilir. Artık tarih, Karateyi, Japonya'ya Japonlardan baÅŸka ve aslında onlara hiç de benzemeyen bir ulusun, muazzam Çin Medeniyetinden benimseyerek geliÅŸtirip, bir ekonomik meta olarak ihraç ettiÄŸini biliyor. Bu toplum aslında Japonlarla pek az ortak yönü olan, hatta lisanı bile farklı olan Okinawa halkıdır. Tarihçiler çeÅŸitli etnik toplulukların, Endonezya ve Filipinlerden hareketle, Okinawa ve oradan da zaman içinde Japon adalarına ulaÅŸtıklarını belirtir. Japon antropolog Kanazeki Takeo'ya göre bu etnik grupların Okinawa'da zaman ve mekan içerisinde yerleÅŸir olmaları günümüze ulaÅŸan Okinawa halkını oluÅŸturmaya baÅŸlamıştır. Japon dil uzmanı Shiro Hattori, Kyoto ve Okinawa dilleri arasında mukayeseli bir araÅŸtırma yapmış ve gerek Okinawa gerekse Japon dillerinin, 3. ve 4. yüzyıllarda bölünüp ayrılarak deÄŸiÅŸik iki diyalekt oluÅŸturduÄŸu hipotezini ortaya atmıştır. Esas adı, "Okyanus üzerinde yüzen halat parçaları gibi" anlamına gelen "Ryu Kyu" olan Okinawa, 1.220 km2'lik bir alana sahip olup Çin ve Japonya arasında bulunur. Japon adaları ile Okinawa arasındaki ilk tabii olarak oluÅŸan iliÅŸkiler, Çin'in etkisi ile "demir devriline giren Japonya'nın radikalleÅŸmesi sonucu, M.Ö. 3. yy.'dan itibaren seyrekleÅŸmeye baÅŸlamış ve bu arada Çin kültürünün ezici tesiri altında kalan Japonlar,aynıÇin'ebenzerbirdevletteÅŸkilatıkurmuÅŸtur. 11. yy'a kadar tarımda tahta ve kemikten yapma aletler kullanan Okinawalılar, Japonlardan demir aletlerin ithali ile, ada küitüründe hızlı bir geliÅŸme saÄŸlamışlardır. Yine bu dönemde, adadaki üç kabile, yani Chuzan (Orta Dağı), Nanzan (GOney Dağı) ve Hokuzan (Kuzey Dağı) aralarında bazen savaÅŸmış, bazen de bir araya gelebiimiÅŸ ve Okinawa'nın demir aletler kullanarak adeta bir tarım devrimi yaptığı bu döneme Sanzan - Jidai (3 DaÄŸ Devri) denilmiÅŸtir. IÅŸte bu Sanzan ÅŸefieri, 14. yy'da Çin'le gitgide artan iliÅŸkiler kurmuÅŸlar ve bu da adanın tarihinde yepyeni bir sayfa açmıştır. Devrin Çin Imparatoru Ming, emir vererek Okinawa'dan at ve kükürt alınmasını saÄŸlamış, buna karşılık Okinawa'ya porselen ve döküm aletler satılmıştır. Bu ÅŸekilde Sanzan-Jidai döneminde Okinawa halkı hızla geliÅŸmiÅŸ ve bu arada da Kore ile de iliÅŸki kurulmuÅŸtur. Kore'ye gidip gelen gemiler, Kyushu'ya uÄŸrar olmuÅŸlar ve böylece, Japonya ile temaslar artmıştır. Bu arada Sanzan Kralı Satto, Çin Hükümdarı ile iliÅŸkilerini artırmış, resmi yazışmaların ardından Okinawa'ya bazı Çin aileleri gelip yerleÅŸmiÅŸtir. O gü ne kadar Okinawa - Jima olan ada adı, Çinlilerce Ryu Kyu olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ ve bu, 1880 yılında adaya resmen tekrar Okinawa denilene kadar sürmüştür. 1372'den itibaren, artık Ryu Kyu Hükümdarları tahta geçerken, Çin Imparatoru tarafından isimlendirilir olmuÅŸlardır ve nihayet 1392'de Ryu Kyu Kralının isteÄŸi Ozerine, Naha ÅŸehrinin Kume kasabasına 36 adet Çin ii aile, Çin Hukumdarı tarafından gönderilerek yerleÅŸtirilmiÅŸtir... Ve iÅŸte, tarihte adına pek az rastlanan bu minik kasaba, günümüzün harika dövüş sanatı Karate'nin, Çin'den gelen tohumlarının verimli topraklara ekildiÄŸi yer olmuÅŸtur... IÅŸte bu tarih noktasından hareketle, günümüze Okinawa'dan üç adam Kenwa Mabuni, Gichin Funakoshi ve Chojun Miyagi 3 karate stilini getirmiÅŸ daha sonra bunları takiben bir Japon olan Hironori Ohtsuka dördüncü ana stili geliÅŸtirerek tarih arenasına girmiÅŸtir. Bu stilierin oluÅŸumunu sizlere geçtiÄŸimiz yıllarda tarihsel bir çizgide vermiÅŸtim. Bu yazı dizisinde ise, Karate'nin stilierinin oluÅŸumundan ziyade, bu stilierin yaratıcılarının tarihsel geliÅŸimini anlatacağım. Bu arada mensubu olduÄŸum Avrupa Karate Akademisi'nin yaptığı derin araÅŸtırmalar sonucu oluÅŸan bulgulara dayanarak, bazı tarihsel bilgiler vereceÄŸim. Bir insan, her ne meslekten olursa olsun devamlı öğrenmeye, kendini yenilerneye mecburdur. Yani kiÅŸi, her açıdan kendi kendini aÅŸmalıdır. EÄŸer herkes sahip olduklarıyla yetinse idi, toplumda dinamizm ve dolayısıyla toplumsal ilerleme olmazdı. Tıpkı dövüş sanatlarında olduÄŸu gibi amaç her geçen gün kendini aÅŸmak... IÅŸte bu düşünce ile bulunan bir belge "Bubishi" ve gerek Japon, gerekse Okinawa'lı tarihçi ve antropologların araÅŸtırma ve bulgularını didik didik eden Avrupa Karate Akademisi BaÅŸkanı Kendji Tokitsu, "Histoire du Karate-Do" (Karate-Do'nun Tarihi) isimli yepyeni bir eser yayınladı. 225 sayfalık ve tamamı tarihi belgelere dayalı bu eserinden bir tanesini de, Paris'teki Akademi Büyük stajında bana imzalamak nezaketinde bulundu. Bu eÅŸsiz eserden yararlanmayı ve bu bilgileri kısmen de olsa sizlere aksettirmeyi kendime bir görev olarak alıyorum. Aslında biz hocalar, asırjardır gelen bir uzun zincirin halkalarından baÅŸka hiçbir ÅŸey deÄŸiliz. Ve eÄŸer bize bir ÅŸey gelmiÅŸse, bunu bizlerden sonraki nesillere olduÄŸu gibi yansıtmak bizlerin en önemli görevidir.  

       Karate-Do'yu farklı kılan 'Do' yani felsefesidir. Karate-Do, Usta-Çırak iliÅŸkisi içinde insanların vücutlarını çalıştırırken, karakterlerinin saldırgan ve kötü yönlerini temizler. Karate-Do nezaket, savgı ve disiplin üzerine kuruludur. Bütün antremanlarıtoplu halde Bayrağımızın selamlanmasıyla baÅŸlar ve Bayrağımızın selamlanmasıyla bitirilir. Karate-Do çalışmalarında aslolan saÄŸlıklı vücuda sahip, disiplinli, saygılı, Bayrak ve Vtan sevgisini kalbinde taşıyan nesiller yetiÅŸtirmektir.

        Stiller: Japonya'da yayılmaya baÅŸladığı 1920-1930 yıllarında Karate-Do, çalışan ustanın ya da dojonun ( salonun ) adıyla birlikte anılmaya baÅŸlanmıştır. Bunun nedeni ise ustaların Karatede önem verdikleri noktaların ve öğretilerinin birbirinden farklı oluÅŸudur. Bugün dünyada 80'in üzerinde karate stili çalışılmakla birlikte W.K.F. ( Dünya Karate Federasyonu ) 4 ana stili resmen tanımaktadır. Bunlar ;

Shotokan
Shito-Ryu
Gojo-Ryu
Wado-Ryu'dur.


Ãœlkemizde W.K.F.'nin tanıdığı 4 stilin hepsinde de Karate çalışmaları yapılmaktadır. 


       Karate Çalışmaları: Geleneksel Karate çalışmaları üç ana grupta yapılır.

a-) Kihon: Temel teknik çalışmalarına verilen isimdir. Antrenör tarafından anlatılan Karate teknikleri sporcu tarafından uzun süre bol bol tekrar edilerek vücuda adapte edilmeli ve vücudun doğal refleksleri haline getirilmelidir.

b-) Kata: Karate tekniklerinin belirli bir mantığa göre zincirleme dizilişinden oluşmuş, karatecinin bütün inceliklerini ortaya koyan hareketler topluluğudur. Çıraklıktan ustalığa gidildikçe zorlaşan katalar, çalışılan stile göre sayısı ve özellikleri farklılıklar gösterir.

c-) Kumite: Eşli çalışmalardır. Kihon ve kata çalışmalarında öğrenilen tekniklerin uygulamasıdır. El ve ayak vuruşları, ayak süpürmeleri ve blok teknikleri uygulanırken rakibe asla vurulmaz. Tüm teknikler son derece kontrollü olarak uygulanır. Karate kişinin ustalık derecesine göre gittikçe zorlaşan değişik kumite çalışmaları vardır.

  • Facebook Clean
  • Instagram Clean
  • Twitter Clean
  • Flickr Clean
bottom of page